Peyote ’de ilk ne zaman çaldınız?

1998 olmalı açıldığı ilk seneydi, Rahmetli Hakan teklif etmişti çalmamızı. Tabii Nevizade’de değildi o zamanlar Peyote, İmam Adnan Sokak’taki eski yerinden bahsediyorum.

Kimler vardı eski Peyote’de? Mekanın müdavimleri kimlerdi?

Genelde arkadaş ortamımız hep oradaydı, Kod Müzik tayfası, şu anki Deform Müzik, Deniz Pınar, Emin ve Ünver, Tuğrul ve Erdal, Punklar, proto indieciler. O kadar çok insan hepsinden bahsetmek çok güç, çoğu mecazen bir kısmı da resmen ayrıldı aramızdan geçen zaman içinde…

Galiba Murat Ertel’li dönemde de Peyote’de çaldınız. O yıllarda nasıl bir ruh hali vardı Peyote’de?

Birçok önemli grup eski Peyote’de sürekli çaldık. Murat Ertel elbette Zen sonrası Babazula Peyote’de çok sahne almıştır. Rashit, Replikas, Rumble Fish, 2/5Bz, Crunch… Hatırladıklarım bunlar. Aracı olduğumuz birçok yabancı grup da sahne aldı Rashit ile çalmaya gelen yabancı punk gruplarından bahsediyorum…

Peyote’nin bu noktaya geleceğini tahmin ediyor muydunuz?

Rashit grubunun Hakan ile dostluğu Peyote öncesine dayanıyordu, daha önce de mekanlar işletmişti Hakan ama net hatırlıyorum o zaman işlettiği Piya’da birlikte içerken yeni mekan açacağını canlı müzik olacağını gözlerinde öyle bir parıltı ile anlatmıştı ki aslında arzuladığı mekanın canlı ve alternatif müziğe sahne olacağı belliydi, tutkuyla yapılan her iş gibi hakettiği yere geldi zamanla.

Sahnede sizi de elektriğin çarptığı oldu mu ya da eski Peyote’de unutamadığınız bir anı var mı konserlerden?

Olmaz mı? Eski Peyote’de hep bir elektrik kaçağı sorunu vardı aslında 90’lar Taksim mekanlarının ortak derdi sanırım topraklama sorunlarıydı. Mekanlar çok köhne ve tesisatlar çok eskiydi. Sahnede terlerseniz ve mikrofona dudağınız değerse çarpılırdınız mesela. Sahnede yer olmadığı için mixer arkada duvara dikey asılı dururdu çalarken sesinizi açmak ekolayzırınızla oynamak mümkündü. 2/5 Bz’nin Romen Orkestrası ile sahne aldığı efsane bir konser anımsıyorum. Onun haricinde Belçikalı Punk grubu Faroutski, Rashit ve Crunch’ın sahne aldığı bir konser vardı. Bir de şu videosunu verdiğim konser ki sanıyorum Mayıs 1998’den.

 

Bilinçsizce yaratılan jenerasyon

Türkiye’de alternatif müziğin heavy metal üzerinden yürüdüğü bir dönemde, siz punk yapmayı tercih ettiniz. Punk’ı keşfiniz nasıl oldu?

Bunun birçok boyutu var, hem metal hem punk dinlerdik bunun inkar edilecek bir hali yok. Punk’ta bulduğumuz ve bizi bu yol ayrımına iten şey, duruş ve bu duruşun sosyolojik tanımıydı. Tarzın anlamıydı kısacası, içi boş ve şovenist değildi, siyasiydi, 80’ler sonrası soğuk savaş döneminde siyasi olmayan bir şeylere dayanmak pek de besleyici değildi. Değişmesi gereken ve söylenmesi gereken çok şey vardı, ateşli gençlerdik, cayır cayır yanan gitar riffleri ve saldırgan sözleri seviyorduk. İyi ki de bulaşmışız bu işlere, benim için hep heyecan verici oldu…

Genç bir punk olarak, İstiklal’de o dönem punk sahnesi nasıldı?

Aslında sahne Rashit ve Tampon etrafında dönüyordu, bizden önceki Headbangers, Dead Army Boots ve Cmuk gibi gruplar maalesef indie mekanların açılmasına çok da denk gelemediler, belki sadece son dönemlerinde çalabildiler. 90’larda onlarla başlayan hareket bizle devam etti, 1999’da “Telaşa Mahal Yok” albümü Kod Müzik’ten yayımlandığı zaman ise patlama gerçekleşmişti. O dönemden İstiklal Caddesi’nin bir videosunu ben de seyretmek isterdim, post apocalyptic bir film gibiydi. Bilinçsizce bir jenerasyon yaratmış olduk, gurur vericiydi ve onca senenin sonunda Taksim başka bir yere dönüşmüş oldu, elbette alternatif olarak başlayan şey kısa sürede dışarıdan anlamsız kalabalıkların da dahil olması ve sermayenin bu alternatifliğe uyanması ve pazar olarak görmesiyle bozularak başka bir sirke dönüştü ama zaten bu alternatif kültürler için kaçınılmaz sondur.

O zamanlarda dinleyiciye hangi yollarla ulaşıyordunuz?

İnternet öncesi çağ fotokopi fanzinler, flyer’lar, sticker’lar ve afişlerle. Maliyeti ucuz ve sanatsal tarafı olan şimdilerde sergileri vs yapılan ama o zamanlar bizim işlevsel olarak ürettiğimiz ürünlerdi. 30’a yakın fanzin yapmışım, 90’larda bunun yanında başka fanzincilerle sürekli ortak çalışmalarımız olmuş. Pantolonumuzdan, deri ceketimize, medyamızdan, müziğimize her şeyimiz “Do it Yourself”ti.

Punk camiası nerelerde takılırdı o zamanlarda?

Aslında sokaklarda (Abdullah Sokak’ta içerdik. Polis çok basıp götürmüştür hemen herkesi oradan) ama ille de mekan adı vermek gerekirse Gitanes Bar, Ekol Bar, Mandala, Space Garden ve elbette sonrasında Captain Hook. Bir de Ortaköy Flat’line’ı unutmamak lazım elbette…

Bize ihtiyaç kalmayınca dağıldık.

Peyote haricinde hangi mekanlarda çalıyordunuz?

Bu demin saydığım barlarda ve daha fazlasında çok çaldık Peyote öncesi dönemde Pentagram grubundan Hakan Utangaç’ın işlettiği Captain Hook önemli mekanlardan biridir hem İstanbul yeraltı hem de punk’ı için…

Rashit neden dağıldı?

Rashit olarak 20 sene çaldık ve kabaca artık bize ihtiyaç olmadığını hissetiğimiz için dağıldı. Geçen sene Laneth Festivali’nde bir reunion yaptık. 90’lardan insanlar biraraya geldik denilebilir. Salon tamamen doluydu ve bunu sık yapmamaya and içerek ayrıldık.

25 Mayıs’ta, yeni grubunuz Reptilians From Andromeda ile Peyote ’de çalacaksınız.

Bulgaristan’dan çiğ bir Rock’n roll grubu geliyor: The Black Swells. Reptilians From Andromeda olarak onlara eşlik edeceğiz. Ayrıca Housing Crash ve Crudez grupları da sahne alacaklar, yeraltı diye devam ediyor nostaljiyi bir kenara bırakın ve yaşayan müziklere destek vermek adına o gece Peyote’de olun, geçmiş güzeldi ama bugüne bakmamız gerekiyor…

Neler değişti sizce Peyote’de?

Peyote’den daha çok dünya çok değişti ve mecburen her şey her canlı da buna uyum sağlamak zorunda. Peyote alternatif bir sahne olma işlevini eksiksiz sürdürüyor…

Geçmişte yaşama kapanından sıyrılmak gerekiyor.

 

Yeni grubunuzla Punk Türkiye’de bir yandan halen ölmedi diyorsunuz sanki? Türkiye’de punk ne durumda?

Reptilians From Andromeda, eşim Aybike Çelik Özbey ile iki kişilik diy bir grup olarak başlamıştı, önceleri sadece kendimizi eğlendiriyorduk sonrasında yurt dışında EP’ler ve albümler yayımlanmaya başladı. 5 kişilik bir gruba dönüştük çokça konser ve festivalde çaldık ardından geçen Şubat, 6 konserlik bir Belçika turnemiz oldu. Atina, Selanik ve Berlin konserleri var önümüzdeki planda. Punk, garage sound’un da lo-fi estetiğinde müzik yapıyoruz. Canlı bir sahne var İstanbul’da. Konserlere gelenler yeni nesil insanlar ne yazık ki yaşı ilerleyenler çok da katılımcı değiller. Demin de dediğim gibi geçmişte yaşama kapanından sıyrılmaları gerekiyor. Yeni dönemler inşa etmemiz çok olası, biz bu yüzden kendi adımıza yurt dışında çalmaktan daha mutluyuz. Sound’u bilen insanların her yaştan konserlere gelmesi çalan insanın motivasyonunu arttıran bir faktör. Kitle böyle oluşur. Yaşı ilerleyenler biz emekli olduk diye çekilirlerse insanların 18-30 yaşları arasında takıldıkları bir durum olarak kalır. Oysaki bu bir yaşam biçimi ve konserlere katılmak da olmazsa olmazı…

Tolga Özbey ve Aybike Çelik Özbey. Görsel, http://istanbul.lecool.com adresinden alınmıştır.

RFA’da müzikal olarak derdiniz ne?

Reptilians From Andromeda, çok hızlı ve çiğ bir rock’n roll grubu, kadın front’lu bir grup. Sözleri rock’n roll duruşundan besleniyor. Apolitik kesinlikle değil çünkü Aybike ve benim toplum içimizdeki varlığımız zaten politik bir duruş, ayrıca didaktik hiç değil çünkü o da başka bir tür zorlama ve klişeleştirme şekli. Ana akımın akışının tersine çalıyoruz, kaygı yok sevdiğimiz gürültüyü özgürce icra ediyoruz. Çok müzisyen tatmini değil de seyirci ile ortak bir kendinden geçiş yakalamak gayretindeyiz. Müzik aletlerini başka türlü kullanıyoruz, punk garage gibi soundların formlarını zorluyoruz. Kendi kayıtlarımızı kendimiz yapıyoruz, bağımsız plak şirketleri ile çalışıyoruz. Bunu yaparken bu doğrudur demiyoruz tercihimiz bu yönde elbette.